Oraya okul açmak için gelen eğitim gönüllülerimiz, kolej için uygun hiçbir yer bulamadıkları için, seneler önce orada İslâm Bankası tarafından yaptırılmış ve işletilemeyen bir okul binasını kiralamak zorunda kalmışlardı... Açılan bu Türk kolejine, bir gün devlet istihbaratının en üst komutanı tarafından “Bu okulu, yarın sabah hemen kapatın.” diye bir emir geldi. Kolej idarecileri bu kapatma emri karşısında, ne yapacaklarını şaşırıp kaldılar. Tevâfukan Mehmet Ali Bey de o gün orada bulunuyordu. Okul idarecilerine, hemen emri veren zat ile gidip görüşmelerini tavsiye etti. Gece vakti saat 24.00’te istihbarat başkanının evine gidip sabaha kadar verdikleri eğitimle neyi hedeflediklerini ve asıl gayelerini anlattılar. Bu temiz ve samimi insanları sabırla dinleyen bu zat, onların iyi niyetli ve faydalı insanlar oldukları kanaatına vardı. Sabah olunca da kapatma emrini geri aldı. Bir müddet sonra Kayseri’den bir grup esnaf Filipinler’e gelmişler ve ziyaret için bu koleje uğramışlardı. Vali Maria Clara Lobregat Hanım’ın ziyaretine de gittiler. Türkiye’den getirdikleri hediyeleri takdim ettiler. İçlerinden birisi yanına yaklaşıp, “Bizde büyüklerin elleri öpülür. Şimdi seni bir vali olarak değil, bir büyük olarak görüyor ve eğer müsaade ederseniz Türkiye’den gelmiş evlatların olarak elinizi öpmek istiyoruz.” dedi. Sonra hepsi de sıraya geçip elini öptüler. Onlara “Size çok teşekkür ederim. Maalesef terör olaylarından dolayı Müslümanlar hakkında çok yanlış kanaatlarım vardı. Siz bana, ölmeden önce gerçeği gösterip, yanlış olan kanaatımı değiştirdiniz.” dedi.
Bir merasim sırasında resmî geçit anında Türk koleji öğrencileri geçerken onları durdurup, bütün halka karşı: “Bu öğrenciler, benim evlatlarım... Herkes bilsin!..” dedi. Tabiî öğrencilerin büyük çoğunluğu Müslüman ailelerin evlatlarıydı.
Türk koleji öğrencilerinden Bandhar Sunga 4-12 Aralık 2004’te Hindistan’da düzenlenen Dünya Matematik Olimpiyatları’nda gümüş madalya almıştı. Bandhar Sunga bulunduğu şehir ve bölgede hatta ülke çapında da birçok altın madalya ve ödül almıştı. Bayan Vali Maria Clara’nın milletvekili olan oğlu Celso Lorenzo Lobregat’a ve öğrenci Bandhar’a başarılarından dolayı madalyaları verilecekti. Celso’ya madalyası verilip boynuna asıldıktan sonra, o da Bandhar’ın ödüllerini vermeye başladı. Dokuz madalyayı öğrencinin boynuna taktıktan sonra, kendi boynundakini de çıkarıp “Sen, buna da layıksın” diyerek onu da Bandhar’ın boynuna astı...
Vali annenin vefatından sonra yerine oğlu Celso Lorenzo Lobregat vali oldu. Aynen annesi gibi okula ve öğrencilere sahip çıktı... Zaten böyle olması, annenin bir vasiyeti idi...
Okulda verilen eğitim ve öğretilen insanî evrensel değerler, Zanboangan gibi kesin hatlarla Müslüman ve Hıristiyan mahallelerine ayrılmış ve birbirine düşman cehennemnümûn bir bölgede bu Türk okulu, öğrencileri ve velileri cennet-âsâ bir güzellik birlikteliği içinde huzur ve sûkûn içinde kucaklıyordu. Müslüman ve Hıristiyan veliler düşmanlığı bir tarafa bırakmış, sadece okul ve öğrencilerin faydasına neler yapacaklarını beraberce ve dostça düşünüp planlıyorlardı...