Künye | Abone Formu | Arşiv | Deutsch
Şub 09, 2010 AnaSayfa Multimedya Seri İlan
Gündem
Avrupa Haber
Ekonomi
Spor
Ailem
Röportaj
Ümit Burcu
Yazarlar
Yorumlar
Kürsü
Haklarımız
Yazarlar
ABDULLAH AYMAZ Yorumlar
Peygamber Efendimiz (sas)’in izinde...

Talha Uğurluel, “Farklı Bir Umre Programı” ile Mukaddes Toprakları ziyaret ederken görüp yaşadıklarını, kitabî bilgilerle de besleyerek yazıya döküp bir kitap haline getirdi. Gerçekten Mekke ve Medine’ye uğradığımız veya yanından geçtiğimiz yerlerin ne mânâ ifade ettiğini hangi tarihî olaya şâhit olduklarını öğrenmek istiyorsak bu hatıralara bir göz atmamız gerekiyor. Eminim kitabı okuduktan sonra tekrar umreye gitmeyi arzu edeceksiniz...

Bazı bölümlerini aktarmaya çalışayım:

    “Peygamber sevgisiyle dolu bir kalbe sahip olan Abdülmecid Han, İstanbul’da bir hat yarışması açtırır. İster ki, Medine’de yeniden yaptırırcasına tamir ettirdiği Peygamber Mescidi’ni en güzel hat yazıları ile donatsın. Yarışmayı Ahmed Fâik adında bir hattat kazanır. İstanbul’dan Medine’ye gelen Ahmed Fâik, çalışmalarına başlar ve kısa sürede Mescid’in tavanını kaplayan kubbelerin tamamını ve kıble duvarını o muhteşem hat yazıları ile süsler. Ayrıca bu Osmanlı kubbelerinin her bir tarafına binlerce gül çizilir. Çünkü Peygamber Efendimiz (sas) remzi güldür.”

    Medine Müdâfii Fahreddin Paşa’nın ihtiyat mülâzımlarından İdris Sabîh Bey’in yazdığı “Dünya ve Âhiret Efendimiz (sas)” isimli şiiri:

    Bir ulü’l-emr idin emrine girdik;

    Ezelden bîatlı Hakanımızsın.

    Az idik, sâyende murada erdik,

    Dünya ve âhiret Sultanımızsın.

    Unuttuk İlhan’ı, Kara Oğuz’u;

    İşledik seni gözbebeğimize,

    Bağışla ey Şefi’ kusurumuzu

    Bin küsûr senelik emeğimize.

    Suçumuz çoksa da sun’umuz yoktur.

    Şımardık müjde-i sahabetinle.

    Gönlümüz ganidir, gözümüz toktur,

    Doyarız bir lokma şefaatinle.

    Nedense kimseler dinlemez, eyvah!

    O kadar saf olan dileğimizi

    Bir ümmî isen de yâ Resûlallah,

    Ancak Sen okursun yüreğimizi.

    Suları tükendi gülâbdanların,

    Dinmedi gözümüz yaşı, merhamet

    Külleri soğudu buhurdanların

    Aşkınla bağrını yakmada millet.

    Gelmemiş Türkçe’de lebîd, Hassan’ın,

    Yok bizde ne Bürde, ne Muallaka.

    Yolunda baş veren Âl-i Osman’ın

    Lâl ile yazdığı tarihten başka.

    Ne kanlar akıttık hep Senin için

    O ulu Kitab’ın hakkıçün aziz...

    Gücümüz erişsin ve erişmesin,

    Uğrunda her zaman döğüşeceğiz.

    Yapamaz Ertuğrul evlâdı sensiz,

    Can verir, cânânı vermez Türkler.

    Ebedî hâdimü’l-Haremeyniniz,

    Ölsek de Ravza’nı ruhumuz bekler.

“(Cennetü’l-Baki’de) Etrafta sadece taş yığınları ve uçsuz bucaksız bir toprak uzanıyor. Üzüntü içinde ‘Osmanlılar döneminde olsaydı hepsini bilerek gezerdik’ diye düşünüyordum. ‘Biz burada yatanları nereden öğreneceğiz?’ derken tam bu sırada biraz ilerimde duran ve elindeki kâğıda dikkatle bakan bir siyahî kişi gördüm. Bu, iri yarı bir zenci idi. Yanına yaklaştığımda elindeki kâğıdın Cennetü’l-Bakî’de yatanları gösteren bir kroki olduğunu anladım. Yarım bir İngilizce  ile kâğıda bakmak istediğimi söyledim. Adam önce biraz çekindi. Sonra Türkiye’den olduğumuzu söyleyince, tebessüm etti ve ‘Türkler sağlam Müslüman’ dedi. Ben de kendisinin nereli olduğunu sordum. Sudanlı imiş. Ben de, Sudanlıları tanıdığımızı ve sevdiğimizi anlattım. Gelelim ilginç hâdiseye. Elindeki kâğıt Cennetü’l-Bakî’nin krokisi idi; ama anlamadığı bir dilde hazırlanmıştı. Kendisi, başka bir tarafından haritanın yanına karalanmış Arapça notlara bakarak kimlerin isimleri olduğunu çıkarmaya çalışıyordu. Haritaya dikkatle baktığımda şoke oldum. Çünkü harita Türkçeydi. Haritanın bizim dilimizde olduğunu ve kendisine yardım edebileceğimizi söyleyince çok sevindi ve kabul etti. Artık birlikte gezmeye başlamıştık. İşte ilk Cennetü’l-Bakî tecrübemi bu şekilde kazanmıştım.”

    “Muhammed İkbâl, hacdan gelenlere ‘Oralardan ne getirdiniz?’ diye sorarmış. ‘Tesbih, takke, seccade vb.’ cevaplar alınca da; ‘Keşke oralardan tesbih yerine Hz. Peygamberin (sas) güzelliklerini, takke yerine Hz. Ebu Bekir’in sıdkını, seccâde yerine Hz. Ömer’in adâletini, Hz. Osman’ın hilmini, şefkatini getirebilseydiniz.” dermiş. Sizlere birkaç örnek vermekle kitap hakkında bir fikir vermeye çalıştım.

24 Nisan 2007, Salı
ABDULLAH AYMAZ
   
Gunun Yazilari
Türklere vekalet ederim, ama gazetelerini okumam (!)
İSMAİL KUL
Zürih’de Diyalog, Scientology ve İslam’ın ortak yönü hakkında…
ARHAN KARDAŞ

Yazarin diger yazilari

  Peygamber Efendimiz (sas)’in izinde...
  Işığa gönül verenler
  Üstad Ali Ulvi Kurucu
  Torn to Turk
  Gosport Mezarlığı’ndaki denizcilerimiz
  ’Adsız Halk Kahramanları’
  ’Adsız Halk Kahramanları’
  Pek çok eserimizin bulunduğu müze
  İşsizliğe İrlanda modeli
  Osmanlı’ya şükran duyguları
  Kamusal alanda tesettür
  Bakü'den mektup
  Nevruz, mahlûkatın bayramıdır
  Sen Hacı Kemal’i tanıyor musun?
  Hacı Kemal Erimez'i hatırlayalım...
  Kulluğu içinde bir sultan
  Basının nizamnâmesi
  Hz. Muhammed (sas) sizin için ne ifade eder?
  Problem, embriyo halinde başlıyor
  Sadece kaderin garip bir cilvesi mi?
Yazarlar
ABDÜLHAMİT BİLİCİ
ABDULLAH AYMAZ
ABDULLAH GEGİÇ
ADEM GÜNEŞ
AHMED ŞAHİN
AHMET KURUCAN
ALİ BULAÇ
ALİ ÇİMEN
ALİ H. ASLAN
ALİ TOKUL
ALİ ÜNAL
ARHAN KARDAŞ
ATIF KEÇECİ
EBU ABDURRAHMAN
EKREM DUMANLI
ELİF ŞAFAK
ETYEN MAHÇUPYAN
FİKRET ERTAN
FİKRİ TÜRKEL
HAMDULLAH ÖZTÜRK
HEKİMOĞLU İSMAİL
HİLMİ YAVUZ
HÜSEYİN GÜLERCE
İBRAHİM KAYA
İHSAN DAĞI
İSKENDER PALA
İSMAİL KUL
J. BENJAMIN TOSHACK
LEYLA İPEKÇİ
M. ALİ YILDIRIMTÜRK
M. NEDİM HAZAR
M.ALİ ŞENGÜL
MEHMED NİYAZİ
MEHMET ALİ ŞENGÜL
MEHMET KAMIŞ
MEHMET YILMAZ
MELİH ARAT
MİRZA ÇETİNKAYA
MUHAMMED MERTEK
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
MUSTAFA ÜNAL
NİHAL B. KARACA
OKTAY YAMAN
ŞAHİN ALPAY
SAMİ USLU
SELÇUK GÜLTAŞLI
SELİM İLERİ
SELİM IŞIKLAR
SEYFİ ALP
SÜLEYMAN BAĞ
TAMER KORKMAZ
TİMOFEY NEŞİTOV
ZEKİ ÇOL
ZİYA PERVER