TD-IHK Genel Sekreteri Suat Bakır, Türkiye ve Almanya’da ekonomi ile ilgili bir çok kurum ve uzman olmakla birlikte, iki ülkeyi de tanıyan ve söz sahibi olan kurum ve uzmanın az olduğunu hatırlattı. 6 yıl önce Türk-Alman ekonomik ilişkilerini geliştirmek amacıyla kurulduklarını hatırlatan Bakır, ekonomik krize rağmen Türk-Alman ekonomik ilişkilerinin büyüdüğünü belirterek, “Krize rağmen sürekli daha fazla Türk yatırımcı buraya yatırım yapıyor, Alman yatırımcı Türkiye’ye giderek yatırım yapıyor” dedi.
Almanya’da baş gösteren kalifiye eleman eksikliğine dikkat çeken Bakır, “Alman hükümeti yaklaşık 500 bin civarında olan yabancı diplomaları tanıma çalışması yürütüyor. Diğer yandan biz oda olarak, büyümekte olan Türk-Alman ticari ilişkileri alanında da büyük bir kalifiye eleman eksikliğine şahit oluyoruz. Almanca ve Türkçe bilen kalifiye elemanların yetişmesi gerekiyor. Bu amaçla bir süre önce, Almanca-Türkçe olan bir üniversite programını destekledik. Şimdi ABEQ’in hazırladığı yeni bir üniversite eğitim programını destekliyoruz” dedi. İşletmenin tanınan bir bölüm olmakla birlikte Almanya’da Almanca veya İngilizce eğitim verilidiğini hatırlatan Bakır, burada Türkçe eğitimin de verileceğini, bunun ekonomi çevreleri tarafından da kabul göreceğini söyledi. Bakır, “Bu alanda ihtiyaç var, gelecekte daha da büyüyecek” dedi.
Köln Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Bekir Utku Atahan da, “Almanya Türkiye’nin en büyük ticaret partneri. Binlerce Alman firması Türkiye’ye yatırım yapıyor. Bunları sadece şirketler arasındaki ilişkiler olarak görmemek lazım, hepsi insan ilişkileri sonucunda oluyor. Bu bakımdan Türkçe-Almanca iki dilli işletmecilik çok önemli.” dedi.
Eğitim programının içeriğini ise ABEQ müdürü Rolf Büschgens tanıttı. Almanya, Ukrayna ve Avustralya’da bir kaç üniversite ile kooperasyon halinde çalıştıklarını bildiren Büschgens, Alman firmalarının Türkiye’ye yatırım yapmak konusundaki ilgilerini görünce söz konusu işletmecilik programı fikrinin doğduğunu kaydetti. Büschgens, “İki tarafta da karşılıklı yatırım iradesi var. Bundan dolayı aracılık yapabilecek uzmanlara ihtiyaç duyuluyor. Hazırladığımız programda işletmecilik derslerinin bir kısmı Almanca, bir kısmı Türkçe verilecek. Aynı zamanda kültürel yönler, farklılıklar ve ortak noktalar öğretilecek.
Toplam üç sınav var. İlk sınav pazarlama, finans-vergi politikasıyla ilgili. Tabiki iki ülkedeki durum karşılaştırmalı olarak. İkinci konu ise firmanın finans yönetimi ve hukuk alanı. Türkçe-Almanca İşletmecilik programı Kasım ayında start alacak.