 |
Gündem
|
|
|
[HABER ANALİZ] ZİVER ERMİŞ / Toplumunun sorunlarından habersiz Türk dernekleri ne işe yarar?
|
|
Yarım asırdır türlü ihmallerle, düşe kalka bugüne gelen Almanya’daki Türkleri, yalnız bırakmayan Zaman’ın bu yılki Mutlu Yarınlar abone kampanyası sona erdi.
|
|
|
Abone kampanyası biz gazeteciler için insanları ve kurumları tanıma açısından en az haber toplama sürecindeki kadar çeşitli, ancak daha gerçekçi tecrübeler kazandırdı. Bu süreçte, her fırsatta Zaman’ın en kaliteli Türk gazetesi olduğunu söyleyen ve gazetemize abone olacağına neredeyse kesin gözüyle baktığımız bir çok insanın abonelik teklifimizi duyunca nasıl ayak sürüdüklerine şahit olduk. Türk toplumunun, daha başarılı ve mutlu olmanın anahtarı olan okumaya, bilgiye ne kadar (az) değer verdiğini gördük! Üniversite mezunu Türklerin bile en az yarısının evine her hangi bir Türk gazetesi girmediğini tepit ettik. Bunların hepsi bizi şaşırttı. Ancak bizi en çok şaşırtan şey başkaydı. Almanya’daki Türklerin sayısız sorunlarıyla mücadele eden Türk sivil toplum kuruluşları (STK), yani Türk derneklerinin bile Türk gazetelerini takip etmiyordu. DİTİB, IGMG ve VIKZ gibi büyük kuruluşların dışındaki Türk STK’ları, Türk toplumuna her gün ayna tutan Türk basınını takip etmiyor. Diğer Avrupa ülkelerinde bile temsilcilikleri olan bazı Türk STK’larının Türk gazetelerinin Avrupa baskısının farklı olup, Avrupa’dan da çok sayıda habere yer verdiklerinden habersiz olduğuna tanık olduk. Bu, Türk derneklerinin neden kendini yenileyemediğini, Avrupa’da saymakla bitmeyen sorunlar dururken Türkiye’ye dönük etkinlikler düzenlediklerini daha iyi gösteriyor. Almanya’daki Türk gazeciler olarak, yaşanan ayrımcılıkları eğitimdeki adaletsizlikleri, Jugendamt gibi devlet kurumlarıyla yaşanan sayısız problemlerden bırakın istediğimiz sayıda vatandaşın haberdar olmasını, STK yöneticilerinin bile hakkıyla haberdar olmadığı acı gerçeğiyle yüzleştik. Peki bunlardan habersiz olan insanların bu gibi sosyal meseleleri iyi gözlemlemesi, gereken analizleri yaparak gerekli girişimlerde bulunması beklenebilir mi? Elbetteki hayır. O zaman bu STK’lar, bunca sayısız Türk derneği ne işe yarar? Bu nedenle, “nüfusumuz çok, nüfuzumuz az” tespiti derneklerimiz için rahatlıkla kullanabileceğimiz bir tespit haline geliyor. O zaman, bu kadar çok derneğin varlığının ne anlamı var? 10 binlerce insan neden bu derneklere aidat ödesin? Öte yandan çeşitli etkinlikleri basında yer alsın, bu şekilde etkinliğin etkisi katlansın isteyenlerin kendisinin gazete almıyor olması kadar garip ne olabilir? Basının etkisi büyük oranda tirajina bağlı, ondan destek bekleyenlerin tiraj olarak da basını desteklemesi gerekmez mi? |
|
|
|
|
|
|
|