 |
Gündem
|
|
|
[YORUM]ŞEVKET DUMAN / Başörtülü kadınla aynı büroda çalışan bakan
|
|
Avrupa'da politikacıların yabancılarla ilişki kurma ve farklılıkları bir arada yaşatabilme görevini tam yerine getiremediği bir çok kez dile getiriliyor.
|
|
|
Özellikle son yıllarda İslamiyet'e karşı korku ve nefretten kaynaklanan İslam ve Türk düşmanlığının etkisiyle dini ve etnik ayrımcılığın daha da arttığı bir Avrupa’da yaşıyoruz. Zaten Amsterdam Üniversitesi Etnik ve Göç Araştırmalar Enstitüsü araştırmacılarından Jens Schneider, bir süre önce Avrupa'da yaşayan her 3 Müslümandan birinin dini ya da etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını ve yüzde 11'inin fiziki olarak ırkçı saldırıya uğradığını açıklamıştı. Avrupa ülkelerinde en çok Almanya ve Belçika'da yabancıların ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kaldığı belirtilen araştırmada, ayrımcılığın en fazla dini ve etnik kökenden kaynaklandığına özellikle dikkat çekildi. Almanya’da mayıs ayında yapılacak İslam Konferansı öncesi davetli seçimi konusunda yaşananlar kimin nasıl ve neden eleştirileceği konusunda hala kuşkularımızın olmasında en büyük paya sahip kişiler İçişleri Bakanı İçişleri Bakanı Thomas de Maizière ve ekibi. Bu bağlamda özellikle İslam Konferansı gibi ciddi bir organizasyonu yapanlara daha büyük görevler düştüğü yadsınmaz bir gerçek. Buraya seçilen her ismin yaptığı ve yapacaklarının çok iyi irdelenmesi, incelenmesi ve dostluğa, hoşgörüye katkı yapacak isimler olmasına azami ölçüde dikkat etmek şart. Toplumun belli kesimlerine İslam’ın değil kör ve akıl dışı geleneklerin üzerinden dini mesaj vermeye çalışanlarla başlanan bir yolculukta zarar görecekler sadece Müslüman değil tüm Almanya’da yaşayanların olacağını unutmamak en büyük çıkarım olmalıdır. 4 milyondan fazla Müslümanın yaşadığı ülkede İslam ile ilgili çıkan yayınlar halkı korkutmak yada onları belirli bir yöne zorlamaktan çok kuşatıcı ve birleştirici yönde olmalı. Dolayısıyla da bakan ve ekibi hem Müslümanları kucaklayacak bir liste hem de çoğunluk toplumuna Müslümanlarla birlikte yapılacak hareketleri her yönüyle anlatmakla görevli. Müslümanlar tarafından kuşkulu isimlerin bakan tarafından danışman yapılması da birkaç büyük İslami kuruluşa karşı takınılan tavır da büyük bir potada eritilmesi ve sorunsuz halledilmesi gereken konulardır. Bunun için hem icra makamının, hem muhatapların günler öncesinden bir araya gelip üzerinde anlaştıkları isimlerle yola devam etmesi elzem. İçişleri Bakanı Thomas de Maizière’nin bakanlığından inançlarından dolayı örtünen türban takan birini Frankfurter Allgemeine Zeitung’a çalıştırabileceğini açıklaması Müslümanların bu en hassas konularda gönlünü alma ve bazı kamu kuruluşlarına verdiği mesaj ile büyük bir anlam taşımaktadır. Başörtülü bir bayanla aynı büroda çalışabileceğini ifade eden bakandan aynı olgunluğu İslam Konferansı için hazırlanan listelerde de göstermesi Müslümanları sevindirir. Nasıl bir Hrıstiyan, diniyle ilgili bilgileri toplum geneli tarafından itibar görmeyen birinden öğrenmek istemezse, bir Müslüman da İslam da olmayan tamamen gelenekler ve göreneklerden yola çıkarak yapılan açıklamalarda bulunanlardan kuşku duyar. Almanya’da İslam’la ilgili yapılacak tüm faaliyetlerde toplumun geneli tarafından itibar gören isimler seçilmesi kaçınılmazdır. Politikacıları hele hele böylesine bir konferansı düzenleyen ekibin ve başının İslam’la ilgili yaptığı her açıklama her zaman daha çok anlam kazanacaktır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|